<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>En kapsamlı sağlık sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.saglikoz.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikoz.com</link>
	<description>En kapsamlı sağlık sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Jul 2009 14:47:02 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kellik Kader mi?</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/kellik-kader-mi.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/kellik-kader-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2009 12:17:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=524</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar yapısı gereği dış görünümlerine çok önem verirler. Dış görünümden bahsedince akla gelen ilk şey saçtır mutlaka. Saç insanın görünüşünü çok etkileyen bir unsurdur. O yüzden bazı insanlar sabah kalktıklarında yüzlerini yıkamasalar bile saçlarını biraz olsun düzeltmeden sokağa çıkmazlar. Saç insanın dış görünüşünde o kadar etkilidir ki saçın varlığı, yokluğu, taranış şekli insanın 30 yaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar yapısı gereği dış görünümlerine çok önem verirler. Dış görünümden bahsedince akla gelen ilk şey saçtır mutlaka. Saç insanın görünüşünü çok etkileyen bir unsurdur. O yüzden bazı insanlar sabah kalktıklarında yüzlerini yıkamasalar bile saçlarını biraz olsun düzeltmeden sokağa çıkmazlar. Saç insanın dış görünüşünde o kadar etkilidir ki saçın varlığı, yokluğu, taranış şekli insanın 30 yaş genç veya yaşlı gözükmesine neden olabilir.<span id="more-524"></span></p>
<p>Saç dökülmesi, saçı dökülen insanların sevmeyeceği bir tabirle kellik; hem bayanlarda hem erkeklerde görülebilir. Fakat dikkat ederseniz çevremizde genellikle erkeklerde saç dökülmesi görülmektedir. Çok nadir bayanlarda da erkeklerde olduğu tipte dökülmeler görülebilmektedir.</p>
<p>Saç dökülmesinin önüne geçebilmek için öncelikle saçların neden döküldüğünü öğrenmek gerekir. Saçlar iç ve dış çevresel nedenlere bağlı olarak dökülebilir. Elbette genetik etkenlerinde etkisi saç dökülmesinde önemli yer kaplamaktadır. B vitaminin eksikliği, demir eksikliği, tiroid hormonunun salgılanmasındaki eksiklik veya fazlalıklar başlıca nedenlerdir. Bazı insanlar jöle kullanımın saç dökülmesini etkileyeceğini savunurken bazıları ise bunun asılsız olduğunu söylemektedir. Fakat yapılan bilimsel araştırma ve deneyler bilinçsiz kullanımlarda jölenin de saç dökümünü hızlandırdığını göstermektedir.</p>
<p>Saç dökülmesi önlenebilir mi? İnsanlar tarafından asıl merak edilen soru bu. Burada da iki görüş hâkim. Kimisi bunun bir kader olduğunu önüne geçilemeyeceğini savunurken kimisi ise saç dökümünün engellenebileceğini savunuyor. Yukarıda saydığımız saç dökülme nedenleri azaltıldığında, saçlara düzenli bakım sağlandığında en azından saç dökülmesinin yavaşlayacağı araştırmaların ortaya koyduğu kesin bir sonuçtur.</p>
<p>Saçı dökülen bir bireye yapılacak bir başka müdahale ise saç ekimidir. Saç ekimi döküm gerçekleşen insana yapılacak ilk müdahale olmamalıdır. Saç ekimi başlangıç olarak yapılan müdahalelere rağmen döküm engellenememişse, döküm geniş alanlarda gerçekleşmişse uygulanmalıdır. Operasyon genellikle ense bölgesinden alınan kıl köklerinin dökülmenin gerçekleştiği bölgelere nakil edilmesiyle gerçekleşmektedir.</p>
<p>Saç ekimini basit bir işlem olarak görmek yapılan en büyük yanlıştır. Saç ekimi bir ameliyattır ve hastane ortamında yapılmalıdır. Ayrıca herkesin kolaylıkla girebileceği bir ameliyat değildir. Örnek verecek olursak, bireyin bu operasyona girebilmesi için genel olarak sağlık problemlerinin olmaması gerekmektedir. Bu problemlere kalp rahatsızlıklarını, ileri derecede diyabet hastalıklarını verebiliriz. Bu gibi problemleri olmayan kişiler rahatlıkla steril ortamlarda bu operasyonu geçirebilir. Saç ekimini yaparken dikkat edeceğimiz bir diğer hususta operasyonu yapacağımız kuruluşta, klinikte uzman bir plastik cerrahın olduğundan emin olmaktır. Son olarak akılda soru kalmaması için sistematik bir hastalığa bağlı olarak saç dökülmesi yaşayan bireylerin saç etkirimi yapamayacaklarını belirtmeliyim.</p>
<p>İnsanın saç ekiminden sonra sağlıklı bir şekilde normal hayatına dönmesi zaman olarak yapılan operasyonun büyüklüğüne göre değişiklikler göstermektedir. Fakat genelde sağlıklı bir şekilde iş veya sosyal yaşama dönüş operasyonun ardından 3. Gün gerçekleşmektedir.</p>
<p>Ekim yapılan bölgede operasyondan sonra sorunsuz bir şekilde saç çıkması tamamıyla yapılan operasyonun başarısına bağlıdır. Bu nedenle ekim yapılacak ekip ve ortam araştırılarak seçilmelidir.</p>
<p>Operasyondan sonra uygulanması gereken en önemli noktalardan birisi saçın 3 gün boyunca suyla temas ettirilmemesi gerektiğidir. Ekim yapılan yer veya diğer bölgeler kesinlikle 3 gün boyunca sudan uzak durmalıdır. Üçüncü gün sonunda ise yapılan yıkama işlemlerinde operasyonun uygulandığı bölge titizlikle, narince yıkanmalıdır. Bu süre zarfında yüksek basınçlı su kullanılmamalıdır. Bir hafta sonrasında ise genel olarak normal hayata dönüş başlayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/kellik-kader-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dumansız Hava Sahası Genişledi</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/dumansiz-hava-sahasi-genisledi.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/dumansiz-hava-sahasi-genisledi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 04:54:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=517</guid>
		<description><![CDATA[19 Mayıs 2008 tarihinde yürürlüğe giren &#8220;4207 sayılı Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine İlişkin Yasa&#8221; ile kamu, eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel ve spor amaçlı binalarının kapalı alanları ve her türlü ticari taşıma aracında sigara içmek yasaklanmıştı. 

Dün yani 19 Temmuz 2009 itibari ile yine aynı yasa kapsamı genişledi ve sigara içilemeyen alanlar listelesine bar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19 Mayıs 2008 tarihinde yürürlüğe giren &#8220;4207 sayılı Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine İlişkin Yasa&#8221; ile kamu, eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel ve spor amaçlı binalarının kapalı alanları ve her türlü ticari taşıma aracında sigara içmek yasaklanmıştı. <span id="more-517"></span></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-530" title="dumansiz-hava-sahasi" src="http://www.saglikoz.com/wp-content/uploads/2009/07/dumansiz-hava-sahasi.jpg" alt="dumansiz-hava-sahasi" width="590" height="300" /><br />
Dün yani 19 Temmuz 2009 itibari ile yine aynı yasa kapsamı genişledi ve sigara içilemeyen alanlar listelesine bar, kafe, restoran gibi yiyecek/içecek servisi yapan işletmeler de katıldı. Bundan sonra bu yerlerde sigara içen kişilere 69 TL, işletme sahibine ise 560 ila 5600 TL arasında para cezası kesilecek.</p>
<p>İnsanların kafasını karıştıran nokta ise &#8220;kapalı alan&#8221; tanımının nereleri kapsadığı. Sabit veya Çadır, şemsiye, güneşlik gibi malzemeler ile çatısı örtülü olan, kapı pencere ve giriş yolları dışındaki cepheleri kapatılmış olan yerler &#8220;kapalı alan&#8221; olarak geçiyor.</p>
<p>Yasa kapsamında tütün ve tütün mamülleri tüketilebilecek yerler ise;</p>
<ul>
<li>Kahvehane, lokaller, eğlence hizmeti verilen işletmeler, lokantalar ile kamu ve özele ait tüm binaların açık alanları ve üzerinde tente veya çadır bulunmayan bahçeleri.</li>
<li>Yaşlı bakım evi, ruh ve sinir hastanelerinde yatarak tedavi görülen birimler, Ceza İnfaz kurumları, uzun yol denizyolu araçlarının güvertelerinin yüzde 10&#8242;luk kısımı&#8230;</li>
<li>Spor, kültür, sanat ve eğlence faaliyetlerinin yapıldığı açık hava tesislerinin yüzde 50&#8242;lik kısmı.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/dumansiz-hava-sahasi-genisledi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balonla Sinüzit Tedavisi Nasıl Yapılır?</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/tedavi-yontemleri/balonla-sinuzit-tedavisi-nasil-yapilir.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/tedavi-yontemleri/balonla-sinuzit-tedavisi-nasil-yapilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2009 15:08:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tedavi yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=490</guid>
		<description><![CDATA[Sinüzit tedavisine genellikle ilaç ile müdahale edilmekteydi fakat son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle birçok hastalığın tedavisinde yeni yollar oluştuğu gibi sinüzitin tedavisinde de yeni tedavi yolları oluştu. Bunlardan birisi de balonla tedavi yöntemidir. İlk olarak Amerika’da denenen ve başarılı sonuçlar alınan bu yöntem, yavaş yavaş ülkemizde de uygulanmaya başlanmıştır. Ülkemizde birçok kulak burun boğaz uzmanı kronik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinüzit tedavisine genellikle ilaç ile müdahale edilmekteydi fakat son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle birçok hastalığın tedavisinde yeni yollar oluştuğu gibi sinüzitin tedavisinde de yeni tedavi yolları oluştu. Bunlardan birisi de balonla tedavi yöntemidir. İlk olarak Amerika’da denenen ve başarılı sonuçlar alınan bu yöntem, yavaş yavaş ülkemizde de uygulanmaya başlanmıştır. Ülkemizde birçok kulak burun boğaz uzmanı kronik sinüzit tedavisinde balonla tedavi yönteminin verimini almış ve kullanmaya devam etmiştir.<span id="more-490"></span></p>
<p>Bu tedavi yöntemi genel olarak tüm sinüzit hastalarına uygulanabilir diyemeyiz. Belirli belirtileri olan sinüzit hastalarının tedavisinde olumlu sonuçlar vermektedir. Genel olarak balonla tedavi yöntemi kronik enfeksiyondan dolayı tıkanmış olan kanalların balon vasıtasıyla görüntü eşliğinde açılmasıdır. Özellikle burun kanallarının açılımında kullanılan bu balon yaklaşık olarak 8 – 10 atmosfer şişirilir ve kalıcı bir kanal oluşturulmaya çalışılır. Balonla sinüzit tedavisi genel anestezi altında yapılmaktadır. Balonla sinüzit tedavisi özellikle polipli olan vakalarda tavsiye edilmemektedir.</p>
<p>Balonla tedavi yöntemi, sinüzitte kullanılan tedavi yöntemlerine göre biraz daha fazla ek maliyetler içermektedir. Kullanılan balonlar özel olarak üretilmektedir. Ayrıca balonların tıkalı kanallara ulaştırılması için gereke kılavuzlar özel imalattır. Kullanılan her malzeme ek bir masraf getirmektedir. Bu masraflar dolar bazlı olduğu için tedavi yönteminin maliyeti artmaktadır. Fakat bu ücretlerin yüksek olması hastaları maddi açıdan korkutmamalıdır. Çünkü Sosyal Sigortalar Kurumu bazı devlet hastanelerinde bu operasyonun ücretini karşılamaktadır. Ayrıca bazı üniversite hastanelerinde kulak burun boğaz ünitelerinde bu yöntem başarı ile uygulanmaktadır.</p>
<p>Balonla sinüzit tedavi yöntemini klasik sinüzit tedavilerine oranla avantajları daha fazladır. Bu tedavi yönteminin en önemli avantajı riskinin diğer tedavi yöntemlerine oranla çok az olmasıdır. Tedavi uygulananlarda çok ciddi komplikasyonlar görülmemiştir. Ayrıca tedavi sonrası hiçbir şekilde burunda kanama veya ciddi bir akıntı olmamaktadır. Herhangi bir kanama riski olmadığı için ameliyattan sonra burun içine tampon veya destek verici herhangi bir malzeme konulmamaktadır. Balonla tedavi yönteminin bir diğer avantajı da sinüsün içinin özel bir aparatla tamamen yıkanabilmesidir. Böylece hastalığın bir daha nüksetme ihtimalinin önüne geçilmektedir. Ayrıca sinüzit tedavisinde bu yöntem kullanıldığı zaman diğer tedavi yöntemlerine oranla insanların normal yaşantılarına dönmeleri daha kısa sürmektedir. Bu avantajlarının yanında balonla sinüzit tedavisinin uygulanması için gerekli olan tek şart ilaçla tedavi görmüş olan bir bireyin doktor tavsiyesiyle bu tedavi yöntemini seçmesidir. Unutulmaması gereken nokta doğru tedavi yönteminin seçiminden emin olmanın gerekliliğidir.</p>
<p>Bu tedavi yöntemi özellikle ilaç tedavisi görmüş ve bu tedaviyi 2-3 ay süreyle sürdürmüş fakat hala sinüzit problemi yaşayan hastalarda doktor tavsiyesiyle uygulanmaktadır. Sinüs kanallarında ödem veya tıkanıklık olan hastalara uygulanabilen bir yöntemdir. Balonla tedavi yöntemi klasik sinüzit tedavisiyle kombine edilerek kullanılabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/tedavi-yontemleri/balonla-sinuzit-tedavisi-nasil-yapilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hepatit A</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/bulasici-hastaliklar/hepatit-a.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/bulasici-hastaliklar/hepatit-a.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 20:27:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=486</guid>
		<description><![CDATA[Hepatit A hasta dışkısının karıştığı su ve besin maddeleriyle bulaşır. Kuluçka süresi 2-6 haftadır.
Ağız yoluyla alınan virüs, karaciğere enfeksiyonuna yol açar. Hastada halsizlik, hafif ateş, mide bulantısı, iştahsızlık, karın ağrısı, gözde ve ciltte sarılık, idrarın çay rengini alması gibi belirtiler görülür.
Hastalığın özgün bir tedavisi yoktur. Hasta, doktor kontrollerinde takip edilmelidir. İstirahat ve uygun bir diyet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hepatit A hasta dışkısının karıştığı su ve besin maddeleriyle bulaşır. Kuluçka süresi 2-6 haftadır.<span id="more-486"></span></p>
<p>Ağız yoluyla alınan virüs, karaciğere enfeksiyonuna yol açar. Hastada halsizlik, hafif ateş, mide bulantısı, iştahsızlık, karın ağrısı, gözde ve ciltte sarılık, idrarın çay rengini alması gibi belirtiler görülür.</p>
<p>Hastalığın özgün bir tedavisi yoktur. Hasta, doktor kontrollerinde takip edilmelidir. İstirahat ve uygun bir diyet önemlidir. Yağsız gıdalar, meyve sebzeler, karbonhidratlı gıdalar verilir.</p>
<p>Hasta ile temasta olanlara koruyucu olarak gama globülin uygulanmaktadır. Korumada el ve tuvalet temizliğine önem verilmesi, içme sularının kaynatılması, sebze ve meyvelerin iyice yıkanması büyük önem taşır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/bulasici-hastaliklar/hepatit-a.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Uyuşmazlığı</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/cocuk-sagligi/kan-uyusmazligi.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/cocuk-sagligi/kan-uyusmazligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 20:22:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[kan grupları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=476</guid>
		<description><![CDATA[Anne kan grubunun Rh(-) olduğu bir gebelikte bebek Rh(+) kan grubuna sahipse kan uyuşmazlığı sorunu ortaya çıkar. Rh(-) annede bebeğin Rh proteinlerine karşı antikor gelişir.
Bu durumda ilk doğumda genellikle bir sorun oluşmaz. Ancak daha sonraki doğumlarda annenin antikorları bebeğin kanında bozukluklara sebep olur. Bu tehlikeyi önleyebilmek için ilk doğumdan sonraki 72 saat içinde özel bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne kan grubunun Rh(-) olduğu bir gebelikte bebek Rh(+) kan grubuna sahipse kan uyuşmazlığı sorunu ortaya çıkar. Rh(-) annede bebeğin Rh proteinlerine karşı antikor gelişir.<span id="more-476"></span></p>
<p>Bu durumda ilk doğumda genellikle bir sorun oluşmaz. Ancak daha sonraki doğumlarda annenin antikorları bebeğin kanında bozukluklara sebep olur. Bu tehlikeyi önleyebilmek için ilk doğumdan sonraki 72 saat içinde özel bir tedavi uygulanması yeterlidir.</p>
<p>Gebelikten önce yada gebelik sırasında, anne babanın kan grupları tespit edilerek Rh uyuşmazlığı olup olmadığı ortaya çıkarabilir ve gerekli önlemler alınır. Bu durumda doğum öncesi gebenin yakın takibi ve doğumun tam donanımlı bir sağlık kuruluşunda yapılması yararlı olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/cocuk-sagligi/kan-uyusmazligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğmalık Hastalıklar</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/cocuk-sagligi/dogmalik-hastaliklar.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/cocuk-sagligi/dogmalik-hastaliklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 20:18:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=473</guid>
		<description><![CDATA[Kalıtım yolu ile aileden geçen ya da doğum öncesi bebeği etkileyen birtakım faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan bazı hastalıklar vardır. Bunlara, doğmalık hastalıklar denir. 
Yarık damak ve dudak, el ve ayaklarda şekil bozuklukları, doğuştan kalça çıkığı, iç organlarda yapı bozuklukları, kalpte delik gibi hastalıklar doğmalık hastalıklardır.
Bu hastalıkların ortaya çıkmasında akraba evliliklerinin önemli rolü vardır. Ayrıca gebelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalıtım yolu ile aileden geçen ya da doğum öncesi bebeği etkileyen birtakım faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan bazı hastalıklar vardır. Bunlara, doğmalık hastalıklar denir. <span id="more-473"></span></p>
<p>Yarık damak ve dudak, el ve ayaklarda şekil bozuklukları, doğuştan kalça çıkığı, iç organlarda yapı bozuklukları, kalpte delik gibi hastalıklar doğmalık hastalıklardır.</p>
<p>Bu hastalıkların ortaya çıkmasında akraba evliliklerinin önemli rolü vardır. Ayrıca gebelik döneminde kullanılan bazı ilaçlar, röntgen filmi çektirme ve geçirilen ateşli hastalıklar da doğmalık hastalıkları ortaya çıkarabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/cocuk-sagligi/dogmalik-hastaliklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akraba Evliliği</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/akraba-evliligi.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/akraba-evliligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 20:15:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=468</guid>
		<description><![CDATA[Kalıtım yolu ile geçen hastalıkların ortaya çıkması için anne ya da babanın ya da her ikisinin de hastalığı belirleyen geni taşıması gerekir. Anne ya da babanın biri hastalık genini taşıyor ancak hastalık belirtisi göstermiyorsa çocuklarında hastalık tablosunun oluşması ihtimali düşüktür. Bu durumda aile fertleri de taşıyıcıdır. Yakın akrabaların genleri benzerlik gösterebilir. Bundan dolayı her iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalıtım yolu ile geçen hastalıkların ortaya çıkması için anne ya da babanın ya da her ikisinin de hastalığı belirleyen geni taşıması gerekir. Anne ya da babanın biri hastalık genini taşıyor ancak <span id="more-468"></span>hastalık belirtisi göstermiyorsa çocuklarında hastalık tablosunun oluşması ihtimali düşüktür. Bu durumda aile fertleri de taşıyıcıdır. Yakın akrabaların genleri benzerlik gösterebilir. Bundan dolayı her iki ebeveyn de hastalıklı gen taşıyorsa o zaman çocuklarda kalıtsal hastalık görülme ihtimali çok yüksektir. Bu da yakın akraba evliliklerinde sık ortaya çıkan bir sorundur. Hastalıklı çocukların doğmasını engellemek için alınması gereken en önemli tedbir, yakın akraba evliliklerinin kesinlikle yapılmamasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/akraba-evliligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alkolün Etkileri</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/alkolun-etkileri.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/alkolun-etkileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 20:12:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Madde Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[alkolün zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=464</guid>
		<description><![CDATA[Alkolün sindirim sistemine etkileri: Alkol kullanımı sindirim bozuklukları, gastrit ve ülser gelişmesine sebep olduğu gibi beslenme bozukluklarına da yol açar. Alkolün işlenmesi için B vitamini gereklidir. Bu sebeple vücutta vitamin yetersizliği oluşur. Vitamin yetersizlikleri sinir harabiyetine neden olur. Buna bağlı olarak his ve hareket bozukluklarına yol açar. Böylece refleksler yavaşlar, görme, işitme, dokunma, duyuları zayıflar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alkolün sindirim sistemine etkileri:</strong> Alkol kullanımı sindirim bozuklukları, gastrit ve ülser gelişmesine sebep olduğu gibi beslenme bozukluklarına da yol açar. Alkolün işlenmesi için B vitamini gereklidir. Bu sebeple vücutta vitamin yetersizliği oluşur. <span id="more-464"></span>Vitamin yetersizlikleri sinir harabiyetine neden olur. Buna bağlı olarak his ve hareket bozukluklarına yol açar. Böylece refleksler yavaşlar, görme, işitme, dokunma, duyuları zayıflar, felçler meydana gelir.</p>
<p><strong>Alkolün karaciğere etkileri:</strong> Alkolün vücutta işlenmesi ve zararlı yan ürünlerin uzaklaştırılması karaciğerde gerçekleştirilir. Bu nedenle aşırı yüklenen karaciğerde yağlanma ve büyüme görülür. Yağ hücreleri zamanla karaciğer hücrelerinin yerini alır, böylece karaciğer görev yapamaz ve sert bir bağ dokusu tarafından doldurulur. Bu durum siroz hastalığı adını alır. Sirozun başka sebepleri de olmasına rağmen alkol bağımlılıklarında siroz gelişme riski 8 kat daha fazladır.</p>
<p><strong>Alkolün merkezi sinir sistemine etkileri:</strong> Alkol, beyne etki ederek karar verme ve kendini kontrol edebilme yeteneğinin azalmasına sebep olur. Aşırı sinirlilik, olayları olduğundan daha fazla büyütme, sağlıklı düşünememe, suça eğilim alkolün etkilerindendir.</p>
<p><strong>Alkolün ruhsal durum ve davranışlara etkisi:</strong> Alkol, ruhsal ve bedensel çöküntüye sebep olan bir bağımlılığa yol açar. Alkol bağımlıları karamsar ve yorgun kişilerdir. Alkol tepki süresinin uzamasına yol açtığı için özellikle sürücülerin kaza yapmalarına sebep olur.</p>
<p><strong>Alkolün gebelikteki etkileri:</strong> Alkol kullanan gebelerin çocuklarında gelişim ve zeka bozuklukları ile kalp anormalliklerine rastlanabilir. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğmasına sebep olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/alkolun-etkileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Dönemleri</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/ergenlik-donemleri.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/ergenlik-donemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 20:07:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Önce Sağlik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=461</guid>
		<description><![CDATA[Ergenlik dönemleri erken ergenlik, tam ergenlik ve geç ergenlik olmak üzere üç bölüme ayrılır.
Erken ergenlik:
Ergenliğin bu evresinde bedensel değişimlere alışmaya çalışan gencin bu sebeple endişe ve bunalma hissetmesi mümkündür.12-15 yaş arası dönemi kapsayan erken ergenlikte bedensel değişimler sebebiyle ergenin kendi vücuduna ilgisi artar, cinsel konularda daha fazla uğraşmaya başlar. Fizyolojik olaylardan olan adet kanamalarının başlaması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik dönemleri erken ergenlik, tam ergenlik ve geç ergenlik olmak üzere üç bölüme ayrılır.<span id="more-461"></span></p>
<p><strong>Erken ergenlik:</strong></p>
<p>Ergenliğin bu evresinde bedensel değişimlere alışmaya çalışan gencin bu sebeple endişe ve bunalma hissetmesi mümkündür.12-15 yaş arası dönemi kapsayan erken ergenlikte bedensel değişimler sebebiyle ergenin kendi vücuduna ilgisi artar, cinsel konularda daha fazla uğraşmaya başlar. Fizyolojik olaylardan olan adet kanamalarının başlaması panik duygusu yaratabilir. Genç, kendini hastalığa yakalanmış gibi hissederek yersiz kaygılara duyabilir. Erkeklerde daha belirgin olmak üzere vücudun bazı bölgelerinde tüyler çıkar. Ses değişimi yaklaşık 6 ay kadar sürer ve rahatsızlığa sebep olabilir.</p>
<p>Tüm bu değişimler sırasında dengeli ve uyumlu bir insan olan ilköğretim çocuğu değişerek tedirgin, güç beğenen, çabuk tepki gösteren bir gence dönüşür. Otoriteye karşı çıkar, çalışmaya isteksizlik hisseder. Çekingenleşir, yalnız kalma isteği duyar. Kendisine tanılan hakları yetersiz, evdeki kuralları çok sıkıcı bulur. Duyguları hızlı değişimler gösteren genç ergen çabuk sevinir, çabuk üzülür, çabuk sinirlenir. Dağınık ve savruktur, sık sık bir şeyleri devirir, iştahı artar. İlgi alanları artan ergen, hızlı müzikleri dinlemeye başlar, süslenir, giyime düşkünlük gösterir. Gizli fısıldaşmalar, odasına kapanmalar, hatıralarını yazma bu sık görülen davranışlardır.</p>
<p><strong>Tam ergenlik:</strong></p>
<p>15-18 yaş arası dönem olan tam ergenlik, gencin kendi kimliğini bulmaya bağımsızlık kazanmaya çalıştığı fırtına ve geriliminin yoğun olduğu dönemdir.</p>
<p>Dönemin başından itibaren kızlarda yüz incelip, vücut hatları son biçimini alırken, erkeklerde yüz, erkeksi bir görünüm alır, bedensel gelişim hızlanır. Bu dönemde gençler karşı cinse ilgi duymaya başlar. Tam ergenlik döneminde gençlerin bir sporcuya, bir pop yıldızına, bir siyasal lidere hayran olmaları sık görülür. Hayran olduğu kişiye her yönüyle benzemeye çalışan genç kişiliğini geliştirirken, hayran olduğu herkesten kendi benliğine bir şeyler katar.</p>
<p>Tam ergenlikte bir diğer sorun cinsel kimliğinin benimsenmesi ve cinsel konularda kendini yetersiz hissetme olabilir. Bu konuda kızlara annenin, erkeklere babanın desteği ve yardımı çok önemlidir. Ana baba, utanma duygusunu bir yana bırakarak doğru bilgi ve davranışları gençlere aktarmalıdır. Gençler merak kaygılarını arkadaşları ile paylaşmayı tercih edebilir. Ancak bu kaygıların körüklenmesine sebep olabilir. Ailelerin basit yazılmış ancak bilimsel yönden yanlış içermeyen kitaplardan yararlanması uygun olur. Sınırsız bir cinsel özgürlük anlayışının savunulduğu filmler gazete ve televizyon yayınları yerine, bu konudaki bilimsel kaynaklara başvurulması yerinde olur.</p>
<p><strong>Geç ergenlik:</strong></p>
<p>18-21 yaş arası dönemdir. Bu dönemde kişilik gelişir, aile ile ilişkiler düzene girer, sosyal ilişkiler gelişir ve cinsel olgunluğa erişilir. Yani genç ergenlik, fırtınanın dindiği, sorunların azaldığı bir dönemdir. Gençler, geç ergenlikte aileleri ile ilişkilerini yeniden düzene sokar. Hiçbir şeyi beğenmeyen tutumları, giderek daha yapıcı yorum ve eleştirilere dönüşür. Geç ergenlikte duygu ve inançlar güçlüdür. Gençler, düşüncelerini kuvvetle savunurlar. Eşitsizliklere, haksızlıklara karşı gelen gençler, bu dönemde politik akımların etkisi altına girebilir. Toplumsal olaylara, ülke yönetimine ve politikaya karşı yoğun ilgi duyabilirler. Toplum açısından artık genç bir yetişkin sayılan geç ergenlik dönemindeki kızlar ve erkekler, cinsel olgunluğa da bu dönemde tümüyle erişirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/genel-saglik/ergenlik-donemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diş Fırçalama Tekniği</title>
		<link>http://www.saglikoz.com/dis-sagligi/dis-fircalama-teknigi.html</link>
		<comments>http://www.saglikoz.com/dis-sagligi/dis-fircalama-teknigi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 18:20:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sağlık Sitesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[diş fırçalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikoz.com/?p=456</guid>
		<description><![CDATA[Diş fırçasını uzun ekseni etrafında döndürerek dişleri, diş etinden dişe doğru fırçalamak gerekir. Böylece dişler arasındaki yüzey de temizlenir. Dişlerin çiğneyici yüzleri dil ve damak yüzeyi de aynı şekilde fırçalanır.

Diş etlerini de fırçalayarak kılcal damalara mesaj yapmak yararlı bir uygulamadır. Diş eti hastalıklarının önlenmesinde diş etlerini fırçalamak çok önemlidir. Dişler kürdan gibi sert ve sivri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diş fırçasını uzun ekseni etrafında döndürerek dişleri, diş etinden dişe doğru fırçalamak gerekir. Böylece dişler arasındaki yüzey de temizlenir. Dişlerin çiğneyici yüzleri dil ve damak yüzeyi de aynı şekilde fırçalanır.<span id="more-456"></span></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-457" title="Diş Fırçalama Tekniği" src="http://www.saglikoz.com/wp-content/uploads/2009/07/dis-fircalama.jpg" alt="Diş Fırçalama Tekniği" width="590" height="300" /></p>
<p>Diş etlerini de fırçalayarak kılcal damalara mesaj yapmak yararlı bir uygulamadır. Diş eti hastalıklarının önlenmesinde diş etlerini fırçalamak çok önemlidir. Dişler kürdan gibi sert ve sivri cisimlerle karıştırılmamalıdır. Bunlar diş minesi ve diş eti sağlığı için çok sakıncalıdır.  Diş araları temizliğinde diş ipi kullanılmalıdır.</p>
<p>Diş macunlarının ise florlu olanları tercih edilmelidir. Florlu diş macunları diş minesinin onarılmasında yardımcı olur.</p>
<p><strong>Diş ipi kullanımı:</strong></p>
<ul>
<li>Diş ipi 30 cm kadar kesilerek iki elin orta parmaklarına dolanır.</li>
<li>Aradaki ip gergin biçimde dişler arasına sokularak temizlik sağlanır.</li>
<li>İp diş etine kadar indirilerek aradaki besin artıkları ağız içine doğru sıyrılmalıdır.</li>
<li>Bu arada diş etinin zarar görmemesine dikkat edilmelidir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikoz.com/dis-sagligi/dis-fircalama-teknigi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
